Ana içeriğe atla

Bugün Neden Mutlu Olmalıyız?

Not: Bunu yazalı bir kaç ay oldu...

 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün Pazar. Yarın pazartesi ve yarıyıl tatilinde olduğumuz için yarın okul yok, Pazar gününü istediğimiz gibi değerlendirebiliriz, yarın ki sıkıntıyı düşünmeden rahatça eğlenebiliriz. Bugün belki de öğrencilerin en mutlu olduğu günlerden biridir.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün yine güldük, eğlendik, çoğumuz arkadaşlarıyla zaman geçirdi. Belki ağladık ama yine de tüm gün boyunca somurtmadık, gülebildik; her şeye rağmen inatla gülebildik.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün çoğumuz evinde hiçbir şey yapmadan tüm gününü bilgisayar ve televizyon karşısında istediği şeyleri izleyerek, istediği sitelere girip arkadaşlarıyla sohbet ederek, yeni insanlarla tanışarak, oyun oynayarak geçirdik.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün 22 Ocak 2012 Pazar ve saat tam şu anda 20.00. Bu tarihi görebildiğimiz, bu yazıyı okuyabildiğimiz, müzik dinleyebildiğimiz, yürüyebildiğimiz, tat alabildiğimiz, koklayabildiğimiz ve hissedebildiğimiz için halimize şükretmeli ve bundan dolayı mutlu olmalıyız.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün belki de birçoğumuzun doğum günüydü ya da en yakın arkadaşının, ailesinden birinin, bir akrabasının…
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün birçok kişi yeni bir yönünü, yeteneğini keşfetti. Kim bilir çoğumuz resim yeteneğini, müzik yeteneğini, dans yeteneğini, yazma yeteneğini keşfetti. Belki de ilginç yeteneklerini buldu.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün birçok kişi iyi haberler aldı, belki kötü haberler alanlar da oldu ama her şeye kötü değil biraz iyi de bakmalıyız. Belki birimizin bir yakını çok hastaydı ve öldü; ama unutmayın ki o hastaydı ve acı çekiyordu, acılarından kurtuldu. Bu açıdan sevinebilmeli ve onun huzurlu olabilmesi için inatla mutlu olmalıyız.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bu yazıyı okuyanların çoğunun cep telefonu, bilgisayarı, İpad’i var. Peki ya okuyamayanlar? Bu yazıyla karşılaşmadığı için okuyamayanları demiyorum; bilgisayar ya da telefon alabilecek parası olmayacak kadar fakir olanlardan bahsediyorum. Şu anda bunlara sahip olduğumuz için mutlu olmalıyız.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü birçoğumuz bugün hayatında bir ilki gerçekleştirdi. Bazıları ilk defa yemek yaptı bazıları ilk defa araba kullandı ya da ilk defa resim çizdi. Bunların hepsini mutlu bir ruh haliyle yaptık.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün birçoğumuz aklındaki sorulara cevap buldu. Bu sorular belki kendisiyle ilgili, belki çevresindekilerle ilgili belki de evrenle ilgiliydi. Sonuç olarak onlar asıl cevaplarına kavuştular.
 Bugün mutlu olmalıyız, çünkü bugün uyandığımızda yine güneşi gördük, belki hava soğuktu ama çoğumuz evlerimizde olduğumuz için üşümedik; dışarı çıksak da montlarımız sayesinde soğuktan korunduk. Bu kış gününde güneşi gördüğümüz, onun varlığını hissedebildiğimiz için mutlu olmalıyız.
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün çevremizde olmayı hak etmeyen insanların kim olduğunu öğrendik. Artık onlardan uzak duracağız ve hayatımıza yeni yüzlerin girmesine izin verirken daha dikkatli olacağız. Bu da mutlu olmamız için bir sebep değil mi?
 Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün küçük şeylerle mutlu olduk, bizi üzmek için hiçbir sebep yoktu çevremizde, biz hiçbir şey yapmasak da bütün gün bilgisayarın başında geçirsek bile bizi hiç kimse üzemedi. Bugün mutlu olmalıyız; çünkü bugün nefes alabiliyoruz, kalbimiz atıyor, kanımız vücudumuzda dolaşıyor, büyümeye, gelişmeye devam ediyoruz; en önemlisi ise yaşamaya devam ediyoruz. Ne olursa olsun hayat geçiyor, her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Başımızdan zorluklar geçse de genel anlamda çoğumuz mutluyuz. Gülümseyebiliyoruz, bu hayatı yaşayabiliyoruz. Mutlu olmalıyız; çünkü biz şanslı insanlardanız, sıcacık evlerinde oturan. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kendine Ait Bir Oda" Yorumu

Ben, “Kendine Ait Bir Oda”ya başladığımda bu kitabı bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Hatta beğenip beğenmeyeceğim hakkında bir düşünceye dahi sahip değildim. Virginia Woolf’u sevdiğim için almıştım. Kadının cümleleri harika! Virginia Woolf kesinlikle benim onun için yazdığım bu cümleleri hak etmiyor. Ona layık olan cümleleri çoğu insan kuramayacağı için rahatım ama. Bu kadar iyi bir yazar olması bizim değil, onun suçu.
Daha ilk cümleden sizi kitaba çekiyor, Woolf. Kesinlikle ilk on, elli ya da yüz sayfası sıkıcı, devamı sizi heyecanlandıran kitaplardan değil “Kendine Ait Bir Oda”. Her sayfayı, her cümleyi dikkatle okuyacağınız, belki de aklınıza yerleştirmek için bir cümlesini defalarca kez okuyacağınız bir kitap. Daha önce de olmuştu tekrardan okumak istediğim kitaplar ama üzerinden zaman geçtikten sonra istemiştim ben bunu. Ama “Kendine Ait Bir Oda”yı okurken bile başa dönüp tekrar okumak istedim. Bitirdiğimde de bu fikrim değişmedi.
Kitap Kadın ve Kurmaca üzerine yazılmış. Altı …

Kimse Gök Kuşağı Yerine Yıldırım İstemez

Bir sonbahar günü, hava kara bulutlar tarafından işgal altına alınmışken, herkes sararıp dalından kopmuş yaprakların üzerinden geçip, bundan nedensizce zevk alırken bir kız bankta oturmuş, gözlerini yere dikmişti. Düşünceli görünüyordu. İnsanlar onun yaşındaki bir kızın tek başına oturuyor oluşuna aldırmıyordu. Kızın üzgün surat ifadesini ise görmüyorlardı bile. Herkes kendi halindeydi.  Birazdan yağmur yağacağını belirten bir şimşek çaktı, kız başını kaldırıp gökyüzüne baktı, sonra yine eğdi. Yaşadıklarını düşündü, yaşayamadıklarını düşündü. Rüzgar esti, kızın saçları uçuştu, yerdeki kurumuş yapraklar kımıldadı. Tüm yaşamını düşündü, yaşam amacını düşündü, mutsuz olmasının sebebini düşündü ve her küçük kızın kendisi gibi bunları düşünüp düşünmediğini...  Bir şimşek daha çaktı. Kız kafasını kaldırıp etrafına baktığında çoğu kişinin gitmiş, geri kalanların ise gitmek üzere olduklarını gördü. Kız gülümsedi; bu özlem dolu bir gülüştü. Yaşayamadığı bir şeye duyulan özlem... Şim…

Kitap Oku!

Çoğumuz sık sık, gerek okulda, gerek evde, gerek internette dolaşırken rastlantı eseri gördüğümüz yerde “Kitap oku!” cümlesi ile karşılaşırız. Tabi zaten yeterince –ki Türkiye’deki okuma oranlarına baktığımızda asla bu sayı bizim düşündüğümüz ‘yeterince’ kelimesini karşılamıyor ama en azından çevremizdekilere göre daha çok kitap okuduğumuzdan böyle benimseniyoruz- kitap okuyorsak bu cümle ile hiç karşılaşmayız. Sonuç olarak çoğumuz bu cümleyi duymuşuzdur. Nedense biz hep kitap okumayı sıkıcı, bitmek bilmeyen bir eylem olarak görmüş ve büyümüşüzdür. Bundaki en büyük etken kesinlikle “Kitap oku!” cümlesindeki eksiklikler, yanlışlıklardır. Bir kere kitap okumak bir emir olduğu için değil sevildiği için yapılan bir eylem olmalıdır. Çoğu kişi benim gibi mi düşünüyor bilmiyorum ama yapmayı en sevdiğim bir şey dahi olsa bana onu yapmam emredilerek söylenirse içimden hiç yapmak gelmez ama zorunda olduğum için isteksizce yaparım. İşte bu yüzden kitap okumak sevdirilmelidir. Şu anda kitap okum…