Ana içeriğe atla

Hatıralarda Doğmak

         Ölüm…
 Söylemesi kolay, haberlerde gördüğümüzde tüyler ürpertici, bir yakınımızı kaybettiğimizde acı, yaşadığında ise bilmiyorum ama sanırım tarif edilemez bir şey…
 Bazen düşünürüm, ölünce, toprağın altına girince, arkada bıraktıklarımız bizim yokluğumuza alıştıklarında sanki var olmamışız gibi olacak. Sadece arada sırada silik bir şekilde hatırlanacağız.
 Neden bilmiyorum ama öldükten sonra da hatırlanmak istiyorum, bir tek yakınlarım tarafından değil, tüm insanlar tarafından.
 Hiç yaşamamış gibi olmak değil de keşke ölmeseydi denen bir insan olmak istiyorum, kim istemez ki?
 Bir gün kitap çıkarırsam eğer, bunun tüm dünyanın bilmesini istememin nedeni bu.
 Ya da bir gün moda tasarımcısı olursam…
 İnsanların hayatlarında yer edinmek, hatırlanmak, öldükten sonra bile yazdıklarımı okuyacak, tasarladıklarımı giyecek insanlar olsun isterim.
 Benim için ölmek sorun değil, ben hatıralarda doğmak istiyorum.
 Yazdıklarımla insanların hayatını değiştirebilmeyi amaçladım kendime… Bir gün kitabım çıkarsa umuyorum ki anlatmak istediklerim anlaşılsın, az da olsa bakış açılarını değiştirebileyim, okuyanlar bir ders çıkarabilip hayatlarına katabilsinler…
 Eğer moda tasarımcısı olursam, insanlara giyinme konusunda ilham olmak istiyorum. Ben öldükten sonra da buna devam etmek…
 Ben ölmekten korkardım ama az önce fark ettim ki ben ölmekten değil hatırlanmamaktan, dünyaya bir şey kazandıramamaktan korkuyorum.
 Bazen düşünüyorum da biz dünyaya doğalım, büyüyelim, yemek yiyelim, su içelim, deli gibi test çözelim ya da bütün günü tembellik yaparak geçirelim ve ölelim diye gelmedik; okuyalım, dünyada değişiklik yapalım, diğer insanlara örnek olalım diye geldik.
 Biz aslında fark yaratmak için doğduk…
 Ölmek ruhun bedenden ayrılması değil, hiç yaşamamışız gibi olmaktır ve ölmemek bizim elimizde.
 Ölüm…
 Her ne olursa olsun geride kalanların kalplerinde acı bırakan bir kelime…
 (12 Eylül 2012 20:05)




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstiyorum...

Siyah boşluğu süsleyen yıldızlara dokunmak istiyorum bu gece nedenini bilmezcesine. Sadece istiyorum, istediğimi almak istiyorum. Belki bir numara ben olmak istiyorum, belki de sadece nedensizce istiyorum. Ne önemi var ki, ben sadece istiyorum?  Maviliklerde uçmak istiyorum, uçarken bana göz kırpan güneşe el sallamak istiyorum. Rüzgârı hissetmek, özgür olduğumu bilmek istiyorum. Kuşlarla arkadaşlıklar kurmak, ağaçların dalına konabilmek istiyorum.  Yeşilliklerde koşmak istiyorum, ayaklarım yorulana kadar. Sonra kendimi yere atıp taze havayı içime çekmek… Doğayı hissetmek istiyorum, hayvanları sevmek ve onlarla konuşabilmek istiyorum.  Kahverengi bir kediyi sevebilmek istiyorum,  ona bakabilmek. Adını da ben koymak istiyorum; onu sahiplenmeyi de onu beslemeyi de… Her gün miyavlasın istiyorum, varlığını hissettirsin…  En kırmızısından bir gül koparmak istiyorum bahçeden, ellerime dikenleri batmadan. Onu bir vazonun içine koyup odama yerleştirmek… Odamı süslesin istiyorum, ona…

Kimse Gök Kuşağı Yerine Yıldırım İstemez

Bir sonbahar günü, hava kara bulutlar tarafından işgal altına alınmışken, herkes sararıp dalından kopmuş yaprakların üzerinden geçip, bundan nedensizce zevk alırken bir kız bankta oturmuş, gözlerini yere dikmişti. Düşünceli görünüyordu. İnsanlar onun yaşındaki bir kızın tek başına oturuyor oluşuna aldırmıyordu. Kızın üzgün surat ifadesini ise görmüyorlardı bile. Herkes kendi halindeydi.  Birazdan yağmur yağacağını belirten bir şimşek çaktı, kız başını kaldırıp gökyüzüne baktı, sonra yine eğdi. Yaşadıklarını düşündü, yaşayamadıklarını düşündü. Rüzgar esti, kızın saçları uçuştu, yerdeki kurumuş yapraklar kımıldadı. Tüm yaşamını düşündü, yaşam amacını düşündü, mutsuz olmasının sebebini düşündü ve her küçük kızın kendisi gibi bunları düşünüp düşünmediğini...  Bir şimşek daha çaktı. Kız kafasını kaldırıp etrafına baktığında çoğu kişinin gitmiş, geri kalanların ise gitmek üzere olduklarını gördü. Kız gülümsedi; bu özlem dolu bir gülüştü. Yaşayamadığı bir şeye duyulan özlem... Şim…

"Kendine Ait Bir Oda" Yorumu

Ben, “Kendine Ait Bir Oda”ya başladığımda bu kitabı bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Hatta beğenip beğenmeyeceğim hakkında bir düşünceye dahi sahip değildim. Virginia Woolf’u sevdiğim için almıştım. Kadının cümleleri harika! Virginia Woolf kesinlikle benim onun için yazdığım bu cümleleri hak etmiyor. Ona layık olan cümleleri çoğu insan kuramayacağı için rahatım ama. Bu kadar iyi bir yazar olması bizim değil, onun suçu.
Daha ilk cümleden sizi kitaba çekiyor, Woolf. Kesinlikle ilk on, elli ya da yüz sayfası sıkıcı, devamı sizi heyecanlandıran kitaplardan değil “Kendine Ait Bir Oda”. Her sayfayı, her cümleyi dikkatle okuyacağınız, belki de aklınıza yerleştirmek için bir cümlesini defalarca kez okuyacağınız bir kitap. Daha önce de olmuştu tekrardan okumak istediğim kitaplar ama üzerinden zaman geçtikten sonra istemiştim ben bunu. Ama “Kendine Ait Bir Oda”yı okurken bile başa dönüp tekrar okumak istedim. Bitirdiğimde de bu fikrim değişmedi.
Kitap Kadın ve Kurmaca üzerine yazılmış. Altı …