Ana içeriğe atla

Karanlık...


Bağımlı olmak…
Bir insan nelere bağımlı olur? Neden bağımlı olur? Ve bağımlısı olduğu şeyi istediğinde neler hisseder? Peki, herkes bağımlısı olduğu şeye karşı aynı duygular içinde midir?
İstemek, çok istemek… Çok, çok ve çok istemek…
Nasıl olur da bir şeyi bu kadar çok isteyebiliriz? Nasıl olur da bir şey, çok istediğimiz bir şey hakkında kendimizden daha çok bahsedebiliriz? Nasıl olur da kendimizi bu kadar az tanıyabiliriz?
Karanlık, hayal gücü genişliğinde karanlık…
Gözlerim kapalı, uyumayı diliyorken hiç anlamadan göz kapaklarım açılmış, beynim yine kelimeleri ardı ardına sıralayarak cümleler, paragraflar oluşturmaya başlamıştı. Nasıl oldu bilmiyorum ama kalbimin yerinden çıkacakmış gibi attığını hissettim. Cümleler beynimin içinde dönüp duruyordu. Yatakta doğruldum, etrafıma bakındım. Oysaki ben karanlıktan korkan bir kızım. Peki, beni bu gece korkutmayan neydi? Yoksa bu defa karanlık mı bana ilham vermişti?
Heyecandan ellerimin titrediğini hatırlıyorum.
Ellerim, parmaklarım, tüm hücrelerim ne yapmaları gerektiğini biliyordu. Yazmak… Beni ancak bu rahatlatabilirdi. Yatağımdan kalktığımı hatırlıyorum, oysaki daha az önce yaşanmıştı bu olay, hatırlamak kelimesi ile yan yana ya da aynı cümle de olması ne kadar doğru olabilirdi ki?
Ayağa kalktığımda başım dönmüştü.
Sanki ciğerlerim nefessiz kalmış ve oksijene ihtiyacı olduğunu anlatırmış gibi… Gerçekten, bazen nefesimizi ne kadar uzun süre tutabileceğimiz konusunda arkadaşlarımızla iddiaya girer ve bizi tatmin edecek kadar süre nefessiz kaldıktan sonra nefes almaya başlarız ya, hani o sırada gözlerimiz kararır ve başımız döner; işte ben tam olarak bundan bahsediyorum. Ellerim, kitaplarımın bulunduğu dolabın kapağını açıp en üstte duran pembe defteri alında bir anda parmak uçlarımdan tüm bedenime birazdan yazacak olmamdan kaynaklanan mutluluğun yayıldığını hissettim. Artık nefes alabilirdim.
Karanlık!
İşte beni uyumaktan alıkoyan kelime bu oldu. Bu kelimeyle başladı ve ardından her şey, yazacağım her şey beynime doldu. Ben o anda, onların sadece bir kaçını düşünmüş olsam da biliyorum ki böyle zamanlarda her zaman yazı bütün hali ile gelir bana. Bunu biliyorum çünkü kalem hiç durmadan boş satırlara yazmaya başlar ve ben önceden düşünmemiş olsam bile son noktayı koyduğumda bunların bana ait olduğunu hissederim.
Bağımlılık…
Sanırım bir şeylere bağımlı olmak böyle bir duygu. Evet, bağımlılık kötü bir şey ama şu anda ben bunun hiç farkında değilim. Hatta bu iyi bir şey diye düşünüyorum. Kulağa biraz garip geliyor ama ben yazmaya bağımlıyım.
Karanlıktan aydınlığa…
Birazdan güneşin ışınları odamı aydınlatacak ve aydınlık yeni fikirler ile bana gelecek. Öyle olmasını umuyorum. Sonuçta ışığın olmadığı durum bana ilham verirken kim bilir ışığın olduğu durumda ne gibi fikirler gelecek?
Ve…
Ve artık bu yazıyı sonlandırmalı, asıl yazmak istediklerime giriş yapmalıyım. Karanlığın ilhamları aklımdan silinmeden yazmalı, sonra aydınlıktan gelen ilhamla devam etmeliyim.
Ben yazmak için doğdum…


9 Şubat Cumartesi 05:44

Yorumlar

  1. Çok güzel :) Yazmak ve yazmanın derinliğini keşfetmek yazmakla olur ancak.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstiyorum...

Siyah boşluğu süsleyen yıldızlara dokunmak istiyorum bu gece nedenini bilmezcesine. Sadece istiyorum, istediğimi almak istiyorum. Belki bir numara ben olmak istiyorum, belki de sadece nedensizce istiyorum. Ne önemi var ki, ben sadece istiyorum?  Maviliklerde uçmak istiyorum, uçarken bana göz kırpan güneşe el sallamak istiyorum. Rüzgârı hissetmek, özgür olduğumu bilmek istiyorum. Kuşlarla arkadaşlıklar kurmak, ağaçların dalına konabilmek istiyorum.  Yeşilliklerde koşmak istiyorum, ayaklarım yorulana kadar. Sonra kendimi yere atıp taze havayı içime çekmek… Doğayı hissetmek istiyorum, hayvanları sevmek ve onlarla konuşabilmek istiyorum.  Kahverengi bir kediyi sevebilmek istiyorum,  ona bakabilmek. Adını da ben koymak istiyorum; onu sahiplenmeyi de onu beslemeyi de… Her gün miyavlasın istiyorum, varlığını hissettirsin…  En kırmızısından bir gül koparmak istiyorum bahçeden, ellerime dikenleri batmadan. Onu bir vazonun içine koyup odama yerleştirmek… Odamı süslesin istiyorum, ona…

Kimse Gök Kuşağı Yerine Yıldırım İstemez

Bir sonbahar günü, hava kara bulutlar tarafından işgal altına alınmışken, herkes sararıp dalından kopmuş yaprakların üzerinden geçip, bundan nedensizce zevk alırken bir kız bankta oturmuş, gözlerini yere dikmişti. Düşünceli görünüyordu. İnsanlar onun yaşındaki bir kızın tek başına oturuyor oluşuna aldırmıyordu. Kızın üzgün surat ifadesini ise görmüyorlardı bile. Herkes kendi halindeydi.  Birazdan yağmur yağacağını belirten bir şimşek çaktı, kız başını kaldırıp gökyüzüne baktı, sonra yine eğdi. Yaşadıklarını düşündü, yaşayamadıklarını düşündü. Rüzgar esti, kızın saçları uçuştu, yerdeki kurumuş yapraklar kımıldadı. Tüm yaşamını düşündü, yaşam amacını düşündü, mutsuz olmasının sebebini düşündü ve her küçük kızın kendisi gibi bunları düşünüp düşünmediğini...  Bir şimşek daha çaktı. Kız kafasını kaldırıp etrafına baktığında çoğu kişinin gitmiş, geri kalanların ise gitmek üzere olduklarını gördü. Kız gülümsedi; bu özlem dolu bir gülüştü. Yaşayamadığı bir şeye duyulan özlem... Şim…

"Kendine Ait Bir Oda" Yorumu

Ben, “Kendine Ait Bir Oda”ya başladığımda bu kitabı bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Hatta beğenip beğenmeyeceğim hakkında bir düşünceye dahi sahip değildim. Virginia Woolf’u sevdiğim için almıştım. Kadının cümleleri harika! Virginia Woolf kesinlikle benim onun için yazdığım bu cümleleri hak etmiyor. Ona layık olan cümleleri çoğu insan kuramayacağı için rahatım ama. Bu kadar iyi bir yazar olması bizim değil, onun suçu.
Daha ilk cümleden sizi kitaba çekiyor, Woolf. Kesinlikle ilk on, elli ya da yüz sayfası sıkıcı, devamı sizi heyecanlandıran kitaplardan değil “Kendine Ait Bir Oda”. Her sayfayı, her cümleyi dikkatle okuyacağınız, belki de aklınıza yerleştirmek için bir cümlesini defalarca kez okuyacağınız bir kitap. Daha önce de olmuştu tekrardan okumak istediğim kitaplar ama üzerinden zaman geçtikten sonra istemiştim ben bunu. Ama “Kendine Ait Bir Oda”yı okurken bile başa dönüp tekrar okumak istedim. Bitirdiğimde de bu fikrim değişmedi.
Kitap Kadın ve Kurmaca üzerine yazılmış. Altı …